Ana içeriğe atla

MUHTEŞEM MÜNAZARACILAR





“Bir münazarada önemli olan nedir?” Sorusu size sorulsaydı nasıl cevap verirdiniz? “Yapılan araştırmalar, konuşma üslubu, vücut dili …” Muhtemelen vereceğiniz cevaplar bu seçenekler arasından olurdu. Peki renginiz? Irkınız? Bunların bir münazarada etkili ve önemli olduğunu düşünür müsünüz? “Muhteşem Münazaracılar” filmi 1934-1935 yılında Amerika’da geleceklerine ulaşabilmek için münazara yolunu seçen üç zenci öğrencinin gerçek hikayesini anlatmaktadır. Yapılan tartışmalar şuana kadar bulanık gördüğünüz dünyayı netleştirmek için gözlük konumu alıyor ve size sihirbazın muhteşem numaralarının ardındaki sahtekarlığı gösteriyor. Münazara ekibine girmek isteyen ve nedeni sorulduğunda “Kadınlar da en az erkekler kadar iyi tartışabilir” diyen Samantha Booke , kendi idealleri peşinde koşan ve boyun eğmeyen Henry Lowe, babasının bilgeliği ve şefkati altında yetişen ve 15 yaşında olmasına rağmen üniversite de okuyan James Farmer Jr. ile birlikte Amerika’nın tarihine yeni bir sayfa açmak istiyorsanız koltuğunuza oturun ve münazaranın tadını çıkarın. 


Feyzanur Havva EKŞİ

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

EDEBİYATTA MAGAZİN

                Eda Nur AYBAR  tarafından hazırlanmıştır.                                                                                   

MERHABA

MERHABA Yeni başlangıçlar içinde hem hüznü hem de heyecanı barındırır. Yeni bir okula başladım bu yıl, yılların deneyimi falan hikaye, şaşkın ve mahsun hissediyordum. Beni mutlu eden, motive eden ve bunca yılın evrak yorgunluğunun üstüne ilaç gibi gelen yegane şey öğrecilerimin gözlerindeki ışık ve onlarla paylaştığım her şeye dair duydukları ilgi oldu. Acaba iç dünyaları nasıldı? Kimlerdi bu kızlar...Yazarlar,şairler ,ressamlar var mıydı aralarında ya da bilmediğim şeyler... İçlerini dökmeye hazırdılar ben de paylaşmaya. Ve dedim; gelin burada paylaşın duygularınızı, sevdiğiniz şeyleri,gezdiğiniz yerleri, bir öyküyü, bir yazıyı...Ve sadece sizin olsun , bizim olsun bu sayfalar... Önce bir pano hazırladık, aslında bu bir dergiydi ve kocaman 'Dergi' yazdık. Dergimizi sizlerle baş başa bırakıyorum...Keyifli okumalar. .                                               ...

KALE

KALE, AMA SEN BİR İNSANSIN Hayat nedir? Benim düşünceme göre hayat bir oyun gibi. Bu oyun ne mi? Bana göre futbol. Herkesin sizi izlediği bir ortamda kendinizi kanıtlamanız gerekir. Kanıtlarsanız, herkes bir anda dostunuz olur. Kanıtlamazsanız, tüm dünya size nefretle bakar ve işe yaramaz olduğunuzu düşünür. Bu yüzden ben oyundaki kaleydim. Paslanmış direklerimle ve kopmak üzere olan filelerimle insanların bana gol atmasını bekliyordum. Ben kalelerden farklıydım çünkü benim kalecim yoktu. Bana atılan şutların gol olmasını engelleyen, tek amacı beni korumak olan birisi yoktu hayatımda. Çevremdeki herkes bu boş kaleyi görüyor ve puan kazanabilmek için atabildikleri kadar gol atıyorlardı. Kimse paslanmış demirlerimin içinde yatan acıları ve duyguları görmüyordu. Bir gün dışarıda yürüyordum. Güneş’in parlak gülümsemesiyle aydınlanan bu dar sokaklarda yüzü asık olan tek kişi bendim. Yanımdan geçen kişiler acıyan gözlerle “Acaba neden mutsuz?” der gibi bakıyorlardı suratıma. Yapabileceği...