Ana içeriğe atla

RÖPORTAJ




İZZET AYBAR; BİR İTFAİYECİ


İtfaiye mesleğinden biraz bahseder misiniz ?
-İtfaiye Türkçe anlamı söndürme Arapça kökenli itfa etmek sözcüğünden gelmiştir. Yangın söndürme işlemi yapan kuruma İtfaiye bu işi yapanlara da itfaiyeci denir. Görevlerimiz yangına müdahale etmek deprem , sel , trafik , tren vb. tüm olaylara müdahale ederek arama ve kurtarma görevi yapmaktır.Peygamber meslekleri vardır;  çobanlık , marangozluk ve yangın  söndürme bizim mesleğimizde peygamber mesleğidir. Allah bizlere Eyüp Sultan Ensari hazretlerinin kabrinin bulunduğu,  Fatih Sultan Mehmet Han hazretlerinin fethedip bizlere emanet ettiği bir şehirde bu mesleği yapmayı nasip etti hamdolsun.
Unutamadığınız, sizi derinden etkileyen olaylar var mı?
-Tuzla gemi yangınında 2 arkadaşım şehit oldu, 18 arkadaşım da yaralandı. Gemi Gürcistan gemisiydi.  Tersanede tamir olurken kaynak esnasında yangın çıktı ve büyüdü. Bir diğer etkileyen olay da 1999 Marmara Depremidir.  17200 insanımız hayatını kaybetti ,35000 insanımız yaralandı. Bu depremde 15 gün görev yapmıştım. Çok zor ve üzücü bir on beş gündü.
Yangınlar sizi nasıl etkiliyor  ?
-En çok orman yangınları beni etkiliyor. Çünkü orman yangınlarında yanan bölgede yaşayan tüm hayvan çeşitleri yanarak yok oluyorlar ve yanan ormanların eski halini alabilmesi için çok uzun yıllara ihtiyaç duyuluyor .
Meslek hayatınızda  hiç şehit olan arkadaşınız oldu mu ?
-22 arkadaşım itfaiye olaylarına müdahale esnasında şehit olmuşlardır.Kimi büyük yangınlarda, kimi bir güvercini ağaçta takıldığı yerden kurtarırken, kimi su kuyusuna düşen bir kediyi kurtarırken şehit oldular.
Başınızdan geçen bir kaza var mı?
-Var. Unutamadığım bir akşam,  Gebze'de bir karton fabrikasında yangın söndürüyorduk. Beş arkadaşımla içeri girmiştik. Duman yoğundu. Dışarıdan bir ses geldi  "dumanda çok kaldınız gelin dışarı birer ayran için" diye. Biz beş arkadaşımızla dışarı çıktığımız an bina çöktü . Ne bize sesleneni ne de ayranları görebildik.                                                                                                       
Bu değerli bilgiler için bize ayırmış olduğunuz zaman ve paylaşımınızdan dolayı teşekkür ediyorum.
-Ben teşekkür ederim .Son olarak İtfaiyeci Duasını paylaşmak istiyorum sizlerle.
“Allah’ım, tehlikeye düşmüş olan her canlının, özellikle küçük bir çocuk ya da yaşlının imdadına geç kalmadan yetişebilmem için bana güç ver. Yangınla mücadelede bilgi, teknik ve tecrübemi artır. Sevgimi, cesaretimi eksiltme. Pirimiz İbrahim Peygamber’i yanmaktan koruduğun ilahi emrin sırrına beni de dahil et. Kaderimde ölmek varsa çocuklarımı, eşimi ve yakınlarımı koru”

Hazırlayan: Eda Nur AYBAR
11/A

Yorumlar

eda dedi ki…
🤗

Bu blogdaki popüler yayınlar

EDEBİYATTA MAGAZİN

                Eda Nur AYBAR  tarafından hazırlanmıştır.                                                                                   

MERHABA

MERHABA Yeni başlangıçlar içinde hem hüznü hem de heyecanı barındırır. Yeni bir okula başladım bu yıl, yılların deneyimi falan hikaye, şaşkın ve mahsun hissediyordum. Beni mutlu eden, motive eden ve bunca yılın evrak yorgunluğunun üstüne ilaç gibi gelen yegane şey öğrecilerimin gözlerindeki ışık ve onlarla paylaştığım her şeye dair duydukları ilgi oldu. Acaba iç dünyaları nasıldı? Kimlerdi bu kızlar...Yazarlar,şairler ,ressamlar var mıydı aralarında ya da bilmediğim şeyler... İçlerini dökmeye hazırdılar ben de paylaşmaya. Ve dedim; gelin burada paylaşın duygularınızı, sevdiğiniz şeyleri,gezdiğiniz yerleri, bir öyküyü, bir yazıyı...Ve sadece sizin olsun , bizim olsun bu sayfalar... Önce bir pano hazırladık, aslında bu bir dergiydi ve kocaman 'Dergi' yazdık. Dergimizi sizlerle baş başa bırakıyorum...Keyifli okumalar. .                                               ...

KALE

KALE, AMA SEN BİR İNSANSIN Hayat nedir? Benim düşünceme göre hayat bir oyun gibi. Bu oyun ne mi? Bana göre futbol. Herkesin sizi izlediği bir ortamda kendinizi kanıtlamanız gerekir. Kanıtlarsanız, herkes bir anda dostunuz olur. Kanıtlamazsanız, tüm dünya size nefretle bakar ve işe yaramaz olduğunuzu düşünür. Bu yüzden ben oyundaki kaleydim. Paslanmış direklerimle ve kopmak üzere olan filelerimle insanların bana gol atmasını bekliyordum. Ben kalelerden farklıydım çünkü benim kalecim yoktu. Bana atılan şutların gol olmasını engelleyen, tek amacı beni korumak olan birisi yoktu hayatımda. Çevremdeki herkes bu boş kaleyi görüyor ve puan kazanabilmek için atabildikleri kadar gol atıyorlardı. Kimse paslanmış demirlerimin içinde yatan acıları ve duyguları görmüyordu. Bir gün dışarıda yürüyordum. Güneş’in parlak gülümsemesiyle aydınlanan bu dar sokaklarda yüzü asık olan tek kişi bendim. Yanımdan geçen kişiler acıyan gözlerle “Acaba neden mutsuz?” der gibi bakıyorlardı suratıma. Yapabileceği...