Ana içeriğe atla

KISA-KISA ÖYKÜLER


UZAKTAN
Yanımda değilken de kendisine bir soru yöneltebiliyorum. O konuda kendisinin üstüne kimseyi tanımam. Benim ona sorduğum sorulardan hiçbirini cevapsız bıraktığını hatırlamam…
Yine o günlerden biriydi, bir konu hakkında ona soru sormak için mesaj attım. Kendisine soruyu gönderdiğim zaman bir süre cevap yazmadı. Genelde attığım zaman hemen soruya bakıp cevabını bana atardı. Sorduğum soruda öyle zor bir soru değildi, niye bu kadar beklediğini anlamadım. İşi olabilir diye düşünerek sonra mesaj atmaya karar verdim. Attığım mesajın üstünden 2 gün geçmesine rağmen cevap vermedi. Ben bu durumdan dolayı endişelenmeye başlarken okul arkadaşım aşağıda beni bekleyen birisinin olduğunu söyledi. “Tamam ”dedim. Aşağıya indim ve karşımda bütün sorularımı cevapsız bırakmayan nerede olursa olsun cevaplayan şehir dışındaki ağabeyim gelmişti. Ağabeyimi karşımda görünce bir an ne yapacağıma karar veremedim. Ağabeyim  benim bu halimi görünce bana seslendi:
-“Banu, beni özlemedin mi?”
 Ağabeyim  öyle dediği zaman hemen yanına koştum ve ona sarıldım. O zaman ağabeyimi ne kadar özlediğimi fark ettim. Ondan ayrılınca:
-“Niye bana söylemedin geleceğini?” diye sitem ettim.
-“Sana sürpriz yapmak istedim. Bu yüzden sana cevap yazmadım. Sorunun cevabına  gelirsek, seni çok seviyorum canım kardeşim. Ayrıca burada olduğuma göre diğer sorunun cevabını almışsındır…”
Okuldan birlikte çıktık. Dışarıda dolaştıktan sonra akşamüzeri eve geldik…
ELİF TEMİZ
11-B
BİR DOST
Yanımda değilken de kendisine soru yöneltebiliyordum...Onun bilgeliği , akılcılığı , mantıklı ve olaylara her yönden yaklaşıyor olmasının, hem onun hayatına hem benim hayatıma birçok dokunuşu olmuştur. Güzel olanı da ne biliyor musunuz? En ufak bir şeyde koşup anlatabileceğin , sorunlarına çözüm bulabilecek birinin olması paha biçilemez bir şey...O okulumuzun öğretmenlerindendi. Benim için derste bir öğretmen derslerin dışında ise bir dost, bir sırdaştı. Söylediklerini hiç unutmadım.Bazen evde yalnızken soru sorar, sanki o karşımdaymış gibi hayal eder , O olsa ne derdi , nasıl bir çözüm bulurdu diye düşünürdüm. Ben ailemle , öğretmenlerimle , arkadaşlarımla bile dertleşmezdim. Çoğu zaman kimseye anlatamadığım şeyleri ona anlatabiliyordum, çünkü o diğerleri gibi değildi. Bağırmaz yargılamaz , küçümsemez çözüm aramaya çalışırdı .Bir gün okuldan ayrılsa bile bağlarımızın kopmayacağına inaniyordum.O yanımda olmasa bile dedikleriyle verdiği nasihatlerle kendi yolumu bulurdum...                                                                                                                                                
                                                                                         Halime GÜR
                                                               11-B               

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

EDEBİYATTA MAGAZİN

                Eda Nur AYBAR  tarafından hazırlanmıştır.                                                                                   

MERHABA

MERHABA Yeni başlangıçlar içinde hem hüznü hem de heyecanı barındırır. Yeni bir okula başladım bu yıl, yılların deneyimi falan hikaye, şaşkın ve mahsun hissediyordum. Beni mutlu eden, motive eden ve bunca yılın evrak yorgunluğunun üstüne ilaç gibi gelen yegane şey öğrecilerimin gözlerindeki ışık ve onlarla paylaştığım her şeye dair duydukları ilgi oldu. Acaba iç dünyaları nasıldı? Kimlerdi bu kızlar...Yazarlar,şairler ,ressamlar var mıydı aralarında ya da bilmediğim şeyler... İçlerini dökmeye hazırdılar ben de paylaşmaya. Ve dedim; gelin burada paylaşın duygularınızı, sevdiğiniz şeyleri,gezdiğiniz yerleri, bir öyküyü, bir yazıyı...Ve sadece sizin olsun , bizim olsun bu sayfalar... Önce bir pano hazırladık, aslında bu bir dergiydi ve kocaman 'Dergi' yazdık. Dergimizi sizlerle baş başa bırakıyorum...Keyifli okumalar. .                                               ...

KALE

KALE, AMA SEN BİR İNSANSIN Hayat nedir? Benim düşünceme göre hayat bir oyun gibi. Bu oyun ne mi? Bana göre futbol. Herkesin sizi izlediği bir ortamda kendinizi kanıtlamanız gerekir. Kanıtlarsanız, herkes bir anda dostunuz olur. Kanıtlamazsanız, tüm dünya size nefretle bakar ve işe yaramaz olduğunuzu düşünür. Bu yüzden ben oyundaki kaleydim. Paslanmış direklerimle ve kopmak üzere olan filelerimle insanların bana gol atmasını bekliyordum. Ben kalelerden farklıydım çünkü benim kalecim yoktu. Bana atılan şutların gol olmasını engelleyen, tek amacı beni korumak olan birisi yoktu hayatımda. Çevremdeki herkes bu boş kaleyi görüyor ve puan kazanabilmek için atabildikleri kadar gol atıyorlardı. Kimse paslanmış demirlerimin içinde yatan acıları ve duyguları görmüyordu. Bir gün dışarıda yürüyordum. Güneş’in parlak gülümsemesiyle aydınlanan bu dar sokaklarda yüzü asık olan tek kişi bendim. Yanımdan geçen kişiler acıyan gözlerle “Acaba neden mutsuz?” der gibi bakıyorlardı suratıma. Yapabileceği...