BURSA ZİYARETİM
Bu yaz tatilinde annemle
birlikte tarihi yerleri görüp, öğrenmek için Bursa gezisine katıldık. Bu
geziden öğrendiğim bilgileri sizlerle paylaşıp, tarihimizi size aktarmak
istiyorum.
Türkiye’nin dördüncü büyük şehri
olan Bursa, hem tarihi yapıları hem de doğal güzellikleri ile en güzel
şehirlerimizden birisidir. Bursa Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk başkentidir.
Zeytiniyle ünlü bir şehir olduğundan dolayı şehrin her yanı zeytin ağaçları ile
kaplıdır ve Zeytinyağı fabrikaları mevcuttur.Bursa’nın bir çok turistik yeri
vardır.
Bursa’da ilk ziyaretimiz Yıldırım
ilçesine bağlı Cumalıkızık’a oldu.Cumalıkızık Uludağ’ın eteklerinde buram buram
tarih kokan bir kasabadır. Osmanlı döneminde Yunan askerleri çevre köyleri
yakmışlar ve sonrasında Cumalıkızık’a gelmişlerdir. Osmanlı askerlerinin sayısı
çok az olduğundan dolayı bizim askerimiz Uludağ’ın eteklerine
saklanmıştır.Yunan askeri köye ulaştığında tüm köylüyü camiye toplayıp yakmaya
karar verir fakat köylüler bir yolunu bulup kaçmayı başarırlar. Girdikleri
sokakta çok dar, çıkmaz sokak gibi görünen bir aralıktan geçere Türk askerinin
bulunduğu dağa ulaşırlar. Yunan askerleri kaçan köylüleri yakalamak için
peşlerinden gelip bu dar aralığı gördüklerinde “Burdan insan geçemez olsa olsa
bu cinlerin işidir” diyerek uzaklaşırlar. Bu sebeple Cumalıkızık’ta bulunan bu
sokağın ismi o günden bugüne Cinaralığı olarak anılmıştır. Yunan askeri bomboş
köyde küçük bir çocuğa rastlar.Türk askerinin sayısını ve nerede saklandığını
söylemezse kendisini öldüreceğini söylerler. Çocuk zekice bir tavırla “ Oooo!
Ben size askerin hangi birini anlatayım ki sayıları o kadar fazla” diyince
Yunan askeri köyü terketmiş. Türk askerinin savaşmadan kazandığı tek zafer
olmuştur.
Cumalıkızık’a ilk girdiğinizde
göreceğiniz şey taşlarla kaplanmış yollardır. Evlerin kapılarının üzerinde üç
tokmak bulunmaktadır. Eve gelen misafir eğer erkek ise tok sesli tokmağı, kadın
ise ince sesli tokmağı, çocuk ise en tiz sesli ve küçük olan tokmağı çalarmış. Ev
sahibi de gelen misafirin kiminle ilgili olduğunu anlayıp ona göre kapıyı
açarmış. Evlerin tamamı hemen hemen üç katlıdır. Bu evlerin her bir katı farklı
amaç için kullanılırmış. En alt kat ev halkının kullanımı için ayrılmış, orta
kat misafirler için tasarlanmış, en üst kat ise seralık olarak kullanılıyormuş.
Şuan ise tüm evlerin alt katı gelen ziyaretçiler için kahvaltı mekanı olarak
tasarlanmış durumdadır.Bu mekanlarda tamamen doğal yiyecekler sunulmaktadır ve
gerçekten çok lezzetlidir.
Cumalıkızık sonrası ziyaretimiz
Bursa’nın Mudanya ilçesine bağlı Trilye Beldesi’ne oldu. Trilye tarihi
mekanlarla dolu, eskiden Rumların yaşadığı çok şirin bir kasabadır. Burada yer
alan tarihi mekanlarımız; Taş Mektep, Dört Kemerli Kilise, Ayasefanus Kilisesi,
Perili Ev ve Tabut Ev’dir. Perili Ev’i siz şimdi merak etmişsinizdir. “Perili
mi?” diye. Hayır bu sadece bir söylenti imiş. Hatta evin pencerelerine “Dikkat
çok yaklaşmayın tehlikelidir” “Perili Ev” yazıları asılmıştır. Şimdiye kadar
bende perili olduğunu düşünmüştüm ama tüm bunlar bir rivayetmiş aslında.
Perili Ev’den biraz daha ileriye
gittiğimizde gerçekten de görünümüyle tabut şeklinde bulunan Tabut Ev yer
almaktadır. Bu ev 250 yıllık bir evdir ve bu ev hala kullanımdadır.
Mudanya sonrası Nilüfer Gölyazı’ya
geçtik. Burada çok geniş gövdeli bir çınar ağacı vardı. Fakat bu ağaç diğerlerinden biraz farklı. Bazı
dönemlerde yağmur yağdığı zaman ağaçtan kan akarmış. Bundan dolayı adı Ağlayan
Çınar imiş. Tabiki bunun bir hikayesi var. Ama bu çok acıklı mendillerinizi
hazırlayın derim.
“Bursa’da eskiden birbirini
seven Rum kızı ile Türk oğlu varmış. Eskiden Rum-Türk ilişkisi iyiymiş. Fakat
onların zamanında bozulmuş. Aileleri de bu duruma izin vermiyorlarmış. Tabi bu
iki genç birbirlerinden ayrı kalmaya dayanamadıkları için bir buluşma yeri
ayarlamışlar. Türk genci Mehmet atıyla bu çınarın bulunduğu yere gelip Rum Kızı
Eleni’yi beklemeye başlamış. Bu arada kızın abisi gelip Mehmet’i kalbinden
bıçaklamış. Bir süre sonra da Eleni gelmiş fakat Mehmet’i görememiş fakat Mehmet’in
atı oradaymış. Ağacın yanına gittiğinde Mehmet’i kanlar içerisinde görmüş hemen
yerdeki bıçağı alarak kendi kalbine saplamış. Ve gerçekte kavuşamayan iki genç
ölümle kavuşmuş. İşte bu koca çınarın hikayesi buradan gelmektedir.
Ağlayan Çınar’ın hikayesi
gerçekten çok etkilemişti bizi.Gölyazı’da nehirde tekne turu yaparak
sıkıntımızı biraz gidermiş olduk. Nefis bir akşam yemeği ile Bursa ziyaretimizi
tamamladık.
Bahsettiğim yerleri gezip
görmeme rağmen tekrar gitmek isterim. Kesinlikle sizlerin de tarih kokan bu
güzel ilimizi gezmenizi,tarihimiz hakkında bilgi sahibi olmanızı tavsiye
ederim.
Yorumlar